05
Haz
Sokaklara yayılan taze et kokusu, camiden yükselen bayram namazı tekbirleri, çocukların gözlerinde parlayan bayramlık sevinci... derken, yine dilimize düşüyor o içli cümle: “Nerede o eski bayramlar…” Zamanın ağır ağır aktığı, insanların birbirine daha çok kıymet verdiği o günlerde bayram sadece bir tatil değil, bir vuslattı. Hasretlerin buluşması, dargınlıkların barışmasıydı. Sabahın erken saatlerinde sokaklarda yankılanan çocuk sesleri, fırından yeni çıkmış pidelerin dumanı arasında kaybolurdu. Şimdi pencereden dışarı bakınca o eski telaşı değil, çoğu zaman sessizliği, telaşsızlığı görüyoruz. Eskiden bayram hazırlığı bir heyecandı. Bayramlık ayakkabılar kutularında sabırsızlanır, çocuklar geceden yeni giysileriyle uyumaya çalışırdı. Şimdi AVM ışıkları altında kampanya kovalamak bir “gelenek” oldu.…
